15 Mart 2008 Cumartesi

Nöroterapi (Neurofeedback)

Nöroterapi’de amaç, QEEG ölçümü ile saptanan beyin çalışma anormalliklerini düzeltmektir.
QEEG’de amaç, bir bilgisayar programı aracılığıyla alınan ölçümleri (EEG çekim sonuçlarını) analiz etmektir. Analizin en önemli özelliği, çekimi yapılan kişinin verileriyle aynı yaşta olan normal kişilerin verilerinin karşılaştırılmasıdır. Sonuç olarak normalden ne kadar sapma olduğu anlaşılır.
Nöroteapi seanslar halinde uygulanır. Her seans 30 dk.sürer. QEEG sonucuna göre, örneğin kafanın tepe noktasına seans uygulanacak diye düşünelim. Tam o noktaya yapıştırıcı bir madde sürülerek elektrot adı verilen küçük bir metal alıcı yerleştirilir. (cilde yapıştırılır) Bu elektrot sürekli olarak beynin o bölgesinin çalışma özelliklerini ölçer. Bu ölçümler, bir monitör aracılığıyla seans alan kişiye gösterilir.
Beyin sürekli olarak aynı biçimde çalışmaz. Beynin ürettiği dalgalar azalıp artan özelliklere sahiptir. Bu azalma ve artma sırasında normale en yakın çalışma durumunda aletten bir ses çıkar. Bu ses beyni, doğru çalışma yöntemini gösterir biçimde telkin eder.
Aynı bölgeye uygulanacak seans tekrarlarıyla beynin ilgili bölgesine doğru çalışma yöntemi öğretilir.

NEDEN NÖROTERAPİ ?
Beyin çalışması; hücreler içinde elektriksel, hücreler arası kimyasal yollarla gerçekleşir. İlaçlar kimyasal yollara etkilidir. Nöroterapi ise beynin elektriksel çalışma yöntemi üzerinde etkilidir. Nöroterapi, beyin çalışma özelliklerine rehberlik ederek, beyine doğru çalışma yöntemini gösterir. Bu olay esnasında kontrol tamamen beyindedir. Oysa ilaç alımlarında beyin kontrolü yoktur. İlaçlar kan aracılığıyla beyine ulaşarak etkilerini doğrudan gösterir. İlaçların etki süreleri geçince tekrar başa dönülür. Oysa nöroterapi yönteminde beyin, her seansta yeni bir kazanım elde eder. Bu kazanımların birikimi sonucu, beyin normal çalışma yöntemine kavuşur. İlaçların bunu sağlaması olanaksızdır.
İlaca bağlı tedavi yöntemleri, nedene değil sonuca yöneliktir. Örneğin şeker hastalığında kullanılan ilaçlar kan şekerini normal sınırlar içinde tutmaya çalışır. Şeker hastalığının nedenini ortadan kaldırmaz. Hipertansiyon, migren, depresyon, epilepsi gibi pek çok kronik hastalıkta durum aynıdır. Migren atağında ilaçlar baş ağrısını kesebilir ancak hastalığı ortadan kaldıramaz.
Beyin, vücudu yönetir. Bu yönetimde ortaya çıkan bozukluklar, uzun süreli olan hastalıkların esas nedenidir. Neden ortadan kaldırılamadan hastalıklar düzeltilemez. Nöroterapi, doğrudan nedene yönelik bir tedavi yöntemi olması nedeniyle geleceğin tıbbi anlayışının öncüsü durumundadır.
Güncel tedavilerin ilaçları ön plana alan anlayışı sonucu yeni gelişen yöntemlere uyum sağlamada zorluk yaşadığı gözlenmektedir. Bu nedenle, yurt dışında 40 yılı aşkın bir süredir uygulanan nöroterapi, ülkemizde halen yeterince yaygınlaşmamıştır. Hekimlerde önemli zihniyet değişikliğine yol açmasına neden olan bu yöntemin ülkemizde henüz tanınmaması hem hastalar hem de hekimler açısından bir kayıptır.

TEDAVİ ALANLARI
Teorik olarak, beyin çalışma bozukluğu sonucu gelişen tüm hastalıklarda uygulanabileceği söylenebilir. Olayı beyin hastalıkları olarak değerlendirdiğimizde, yapılan çalışmalar sonucu; migren, depresyon, anksiyete, epilepsi, demans, kronik tinnitus (kulak çınlaması), kronik vertigo (baş dönmesi), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, öğrenme güçlüğü, unutkanlık, zeka geriliği gibi hastalık ve yakınmalarda başarılı sonuçların alındığı görülmektedir.

KİMLERE NÖROTERAPİ ÖNERİLİR?

Uzun süreli yakınmaları olan, ilaçlarla derdine çare bulamamış kişiler nöroterapiden fayda görürler. Kısa süreli ve geçici yakınmalar için nöroterapi önermek doğru olmayacaktır.

NÖROTERAPİ GEÇMİŞİ

1924 yı­lın­da Hans Ber­ger, bir çift elek­trot ile ilk EEG ka­yıt­la­ma­sı­nı ger­çek­leş­tir­di. 1932'de G.Di­etsch, adı son­ra­dan QE­EG olan ilk dal­ga ana­liz yön­te­mi­ni uy­gu­la­dı. 1968 yı­lın­da Joe Ka­mi­ya, al­fa dal­ga gü­cü­nün (amp­li­tüd) is­tem­li ola­rak kon­trol edi­le­bi­le­ce­ği­ni ve ank­si­ye­te bo­zuk­luk­la­rın­da fay­da­lı ola­bi­le­ce­ği­ni bil­di­ren ça­lış­ma­sı ya­yın­lan­dı. İlk nö­ro­te­ra­pi uy­gu­la­ma­sı olan bu ya­yın, ki­mi bi­lim çev­re­le­ri­ni et­ki­le­ye­rek yön­te­min yay­gın­laş­ma­sı­nı sağ­la­dı.
Gü­nü­müz nö­ro­te­ra­pi uy­gu­la­ma­la­rı­nın yay­gın ve et­ki­li bir yön­tem ol­ma­sı­nı sağ­la­yan ça­lış­ma­la­rı, 1970'li yıl­lar­da Barry Ster­man ve Jo­el F Lu­bar ger­çek­leş­tir­miş­tir. İki ku­la­ğı bir­leş­ti­ren ha­ya­li çiz­gi­nin al­tın­da ka­lan be­yin böl­ge­si sen­so­ri­mo­tor kor­teks adıy­la anı­lır. Bu­ra­dan ya­pı­lan ka­yıt­la­ma­lar­da 12-15 Hz. ara­sın­da ka­lan be­yin dal­ga­la­rı­na sen­so­ri­mo­tor ri­tim (SMR) adı ve­ri­lir. Anı­lan iki bi­lim ada­mı, SMR gü­cü­nü art­tı­rı­cı nö­ro­te­ra­pi yön­te­mi­ni ke­di ve may­mun­la­ra uy­gu­la­mış­lar ve hay­van­la­rın epi­lep­si nö­bet­le­ri­ne kar­şı da­ha da­ya­nık­lı ol­duk­la­rı­nı gös­ter­miş­ler­dir. Ar­dın­dan uy­gu­la­ma­yı epi­lep­si has­ta­la­rın­da yap­mış­lar, nö­bet sık­lı­ğın­da ve ilaç do­zun­da azal­ma­lar göz­le­miş­ler­dir.
Bu ba­şa­rı ça­lış­ma­la­rın ar­dın­dan ya­pı­lan da­ha ge­niş ça­lış­ma­lar so­nu­cu ilaç­la­ra di­renç­li epi­lep­si has­ta­la­rı­nın nö­bet sa­yı­la­rın­da or­ta­la­ma %70 azal­ma göz­len­miş. Lu­bar, 10 yıl bo­yun­ca uy­gu­la­dı­ğı dik­kat ek­sik­li­ği hi­pe­rak­ti­vi­te bo­zuk­lu­ğu ça­lış­ma­la­rın­da %80 ba­şa­rı sağ­la­mış­tır.
Nö­ro­te­ra­pi, 1980'li yıl­lar­dan son­ra dün­ya­ya ya­yıl­mış ve ken­di için­de çe­şit­li yön­tem­ler ge­liş­ti­ril­miş­tir. Ha­len on­lar­ca fark­lı nö­ro­te­ra­pi ci­ha­zı üre­ten fir­ma, yay­gın ola­rak kul­la­nı­lan 5 ay­rı QE­EG prog­ra­mı, 2 adet ka­bul edil­miş bi­lim­sel ya­yın or­ga­nı, 3 ay­rı bi­lim­sel der­nek, 4 ay­rı gru­bun ger­çek­leş­tir­di­ği ulus­larara­sı kon­gre­le­riy­le yay­gın­lı­ğı gün geç­tik­çe ar­tan bir te­da­vi yön­te­mi ol­muş­tur.

UYGULAMA YÖNTEMLERİ

Nö­ro­te­ra­pi 30 dk. sü­ren se­ans­lar ha­lin­de uy­gu­la­nır. Haf­ta­da en az 4, en faz­la 18 se­ans uy­gu­la­na­bi­lir. Se­ans sa­yı­sı QE­EG so­nu­cu­na gö­re be­lir­le­nir. Ki­mi özel du­rum­lar­da se­ans sa­yı­sı­nın öne­mi ol­ma­yıp sü­rek­li se­ans ha­lin­de te­ra­pi ve­ri­le­bi­lir. Ör­ne­ğin 15 ay­lık; ba­şı­nı tu­ta­ma­yan, kol ve ba­cak­la­rın­da is­tem­li ha­re­ke­ti ol­ma­yan, ci­sim­le­ri ta­kip et­mek­te zor­la­nan, ge­liş­me ge­ri­li­ği olan bir ço­cu­ğa gün­de 4-8 sa­at nö­ro­te­ra­pi uy­gu­la­na­bi­lir.
Nö­ro­te­ra­pi ale­ti­ne bağ­lı olan 3 ya da 5 adet elek­trot ka­fa­ya bağ­la­na­rak sü­rek­li ka­yıt sağ­la­nır. Ale­tin di­ğer ucu bil­gi­sa­yar­da­dır. Ça­lı­şı­lan böl­ge­nin öl­çüm­le­ri bir gra­fik ya da ani­mas­yon ha­lin­de ki­şi­ye mo­ni­tör­de gös­te­ri­lir. Be­yin dal­ga­la­rı­nın ha­re­ke­ti­ne gö­re ani­mas­yon ha­re­ket eder. Ol­ma­sı ge­re­ken dal­ga ha­re­ke­ti­ne en ya­kın de­ğer "eşik" ola­rak be­lir­le­nir ve eşik de­ğer ya­ka­lan­dı­ğın­da alet­ten çı­kan ses, olum­lu ge­ri bes­le­me (po­zi­tif fe­ed­back) ola­rak bey­ni tel­kin eder. Sap­ta­nan eşik de­ğer, bey­nin gös­ter­di­ği ba­şa­rı­ya gö­re her se­ans ba­şın­da ya da se­ans sı­ra­sın­da tek­rar ayar­la­na­bi­lir. Eşik de­ğer nor­mal ça­lış­ma dü­ze­ni­ne gel­di­ğin­de bey­nin nor­mal ça­lış­ma dü­ze­ni­ni öğ­ren­di­ği gö­rü­lür. QE­EG çe­ki­mi tek­ra­rın­da se­ans­la­rın ba­şa­rı­sı ta­kip edi­lir.

Di­ğer bir nö­ro­te­ra­pi yön­te­mi HEG'dir (he­mo­en­se­fa­log­ra­fi). Ama­cı, ba­şa bağ­la­nan ban­dın için­de yer alan kı­zı­lö­te­si ışın kay­na­ğı ile be­yin ön böl­ge kan­lan­ma­sı­nı öl­çe­rek art­tır­mak­tır. Bu yön­tem­de de ge­ri bes­le­me özel­li­ği kul­la­nı­lır. Se­ans­lar ile ar­tan kan­lan­ma ora­nı, me­ta­bo­liz­ma ürün­le­ri­nin da­ha hız­lı bi­çim­de uzak­laş­tı­rıl­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak, da­ha çok ok­si­jen ve ge­rek­li mad­de­le­rin ulaş­tı­rıl­ma­sı ile be­yin ön böl­ge hüc­re­le­ri­nin da­ha et­kin ça­lış­ma­sı sağ­la­na­cak­tır.

GÜNCEL NÖROTRAPİ

Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­rin­de baş­la­yan ilk nö­ro­te­ra­pi uy­gu­la­ma­la­rı, 30 yıl­dan bu ya­na nö­ro­lo­ji, psi­ki­yat­rist ve psi­ko­log­lar ta­ra­fın­dan bir­çok ül­ke­de il­gi gör­mek­te­dir. QE­EG ön­cü­lü­ğün­de uy­gu­la­nan nö­ro­te­ra­pi­nin yan et­ki­si yok­tur. Teo­rik ola­rak be­yin ça­lış­ma bo­zuk­lu­ğu gös­te­ren ya da QE­EG so­nu­cun­da anor­mal­lik sap­ta­nan her ol­gu­da uy­gu­la­na­bi­lir. Epi­lep­si, mig­ren, dik­kat ek­sik­li­ği ve hi­pe­rak­ti­vi­te bo­zuk­lu­ğu, şi­zof­re­ni, kro­nik yor­gun­luk sen­dro­mu, fib­ro­mi­yal­ji sen­dro­mu, otizm, dep­res­yon, Par­kin­son, ank­si­ye­te bo­zuk­luk­la­rı (pa­nik atak, ob­se­sif kon­pul­sif bo­zuk­luk­lar, trav­ma son­ra­sı stres bo­zuk­lu­ğu vb.), Alz­he­imer has­ta­lı­ğı gi­bi nö­ro­lo­jik ve psi­ki­yat­rik has­ta­lık­lar­da ya­pı­lan ve ya­yın­la­nan ba­şa­rı­lı ça­lış­ma­lar bu­lun­mak­ta­dır.
NA­SA'da as­tro­not ve pi­lot­la­rın dik­kat­le­ri­ni art­tır­mak için, iş ve okul per­for­man­sı art­tır­mada, mü­zis­yen­ler de per­for­mans art­tır­mak için kul­la­nıl­mış, ba­şa­rı­lı so­nuç­lar alın­mış­tır. Ha­len dün­ya­nın he­men her ül­ke­sin­de uy­gu­lan­mak­ta­dır. Ki­mi uy­gu­la­yı­cı­lar sa­de­ce nö­ro­te­ra­pi yap­mak­ta, di­ğer he­kim­ler te­da­vi yön­tem­le­ri­ne nö­ro­te­ra­pi­yi de ek­le­mek­te­dir. NA­SA'nın nö­ro­te­ra­pi­ye gös­ter­di­ği il­gi, yay­gın­laş­ma­sın­da önem­li et­ki­si ol­muş­tur.
Nö­ro­te­ra­pi, be­yin ça­lış­ma du­yar­lı­lık­la­rı­nı dü­zel­te­bi­len bi­lim­sel bir yön­tem­dir. Dı­şa­rı­dan has­ta­ya her­han­gi bir uya­rı ve­ril­mez. Uy­gu­la­ma sı­ra­sın­da ağ­rı his­se­dil­mez. Aşı­rı si­nir­li, dik­ka­ti da­ğı­nık, uy­ku­suz­luk çe­ken, baş ağ­rı­la­rı olan ki­şi­nin nö­ro­te­ra­pi­den çok fay­da gör­dü­ğü ve bu ya­kın­ma­la­rı­na eş­lik eden hi­per­tan­si­yon ve kan şe­ke­ri so­run­la­rı­nın da dü­ze­le­bil­di­ği gö­rül­mek­te­dir. Çün­kü nö­ro­te­ra­pi ile be­yin ön böl­ge du­yar­lı­lı­ğı azal­tı­la­rak, hem bey­nin hem de vü­cu­dun da­ha iyi kon­tro­lü sağ­la­na­bil­mek­te­dir.
Has­ta­lık­lar­da, be­yin hüc­re­le­ri­nin ça­lış­ma özel­lik­le­ri et­ki­len­di­ğin­den ye­ter­li dü­zey­de nö­rot­rans­mi­ter ya­pı­la­maz. Psi­ki­yat­ri ve nö­ro­lo­ji te­da­vi yön­tem­le­rin­de kul­la­nı­lan ilaç­lar, iki be­yin hüc­re­si ara­sın­da ile­ti­şi­mi sağ­la­yan nö­rot­rans­mi­ter­le­rin ora­nı­nı et­ki­ler. Gö­rül­dü­ğü gi­bi asıl so­run hüc­re­le­rin ça­lış­ma özel­lik­le­ri­nin bo­zul­ma­sı­dır. Bo­zu­lan hüc­re­le­rin ya­pa­ma­dı­ğı mad­de­le­ri dı­şar­dan ver­mek, so­ru­nu çöz­me­ye­cek, sa­de­ce ge­çi­ci iyi­lik ha­li sağ­la­ya­cak­tır.
Çin ata­sö­zün­de be­lir­til­di­ği gi­bi; aç ola­na ba­lık ver­me, ba­lık tut­ma­yı öğ­ret
Nö­ro­te­ra­pi yön­te­min­de, aç olan be­yin hüc­re­le­ri­ne na­sıl ba­lık tut­ma­sı ge­rek­ti­ği öğ­re­ti­lir. Oy­sa ilaç­lar, be­yin için bi­rer ba­lık ol­ma özel­li­ğin­de bi­le de­ğil­dir.
Be­yin ça­lış­ma bo­zuk­luk­la­rıy­la or­ta­ya çı­kan has­ta­lık­lar, öğ­ren­me mo­del­li te­da­vi yön­tem­le­riy­le dü­zel­ti­le­rek, ka­lı­cı et­ki­ler sağ­la­na­bi­lir.

Hiç yorum yok: